|
Welcome,
Guest
|
|
ŞİİR BİLGİSİ
Duygu, hayal ve düşüncelerin bir düzene bağlı olarak, çekici bir dil ve ahenkli mısralar içinde aktarılmasına şiir denir. Şiir, bir ana duygu etrafında örgülenir. Diğer türler gibi şiir de bir plana sahiptir. Ancak her ölçülü ve kafiyeli metin, şiir değildir. Şiirde “duygu’ temel unsurdur ama duygunun dışında “düşünce” ve “hayal” de vardır. Şiirde “sanat” öğesi ağır basar. Bu bakımdan şiirde sözcük seçimi öne çıkar. Aslında şiir, sözcüklerin ahenk oluşturacak şekilde bir araya getirilmesinden oluşur. Şiir yazana şair denir. Halk şiiri yazan ve bunu çalıp söyleyene de ozan denir. Günümüzde ise şair yerine ozan sözü de kullanılmaktadır. Her şiirin bir başlığı vardır. Başlığın, şiirde anlatılanlarla uyumla olması gerekir. Şiirde her bir satıra dize (mısra) denir. Şiiri yazarken her dizenin başındaki harf büyük harfle yazılır. Dört dizelik kümelere kıta (dörtlük) denir. İki dizeden oluşan kümelere de beyit adı verilir. Şiirde Ahenk Unsurları 1. Ölçü (Vezin) Şiirde, hecelerin sayılarına ya da heceyi oluşturan seslerin uzunluk ve kısalıklarına göre bir düzen oluşturulur. İşte bu düzene ölçü denir. Edebiyatımızda hece, aruz ve serbest olmak üzere üç tür ölçü kullanılmıştır. 1.1. Hece Ölçüsü (Hece Vezni) Her ölçü bağlı bulunduğu dilin yapısından doğar. Bu nedenle Türk dilinin doğal ölçüsü, hece ölçüsüdür. Hece ölçüsü, dizelerdeki sözcüklerin hece sayısının belli bir düzene bağlı olarak eşitliği temeline dayanır. Şiirin bütün dizelerindeki hece sayısının eşit olması gerekir. Hece sayısının eşitliği, o dizenin ölçüsünü, kalıbını gösterir. Yedi heceli bir dizenin kalıbı, yedili; on bir heceli bir dizenin kalıbı on birli diye anılır. Örnek A teş ten kı za ran bir gül a rar da 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 Ge zer bağ dan ba ğa ço ban çeş me si 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 Yukarıdaki dizeler, 11’li hece ölçüsüyle yazılmıştır. NOT: Hece ölçüsünde dizeler okunurken belli bölümlere ayrılır. Bu bölüm yerlerine durak denir. Durak, sözcükler bölünerek yapılmaz, sözcüklerden sonra yapılır. Şiirler “4 + 4 + 3 = 11”, “6 + 5 = 11”, “4 + 3 = 7” gibi duraklardan oluşabilir. Örnek Uzun ince bir yoldayım 4 + 4 = 8 hece Gidiyorum gündüz gece 4 + 4 = 8 hece Bilmiyorum ne hâldeyim 4 + 4 = 8 hece Gidiyorum gündüz gece 4 + 4 = 8 hece Âşık Veysel’den alınan yukarıdaki dörtlük 8’li hece ölçüsü ile yazılmıştır. 8’li hece ölçüsü ile yazılmış bu dörtlük 4 + 4 duraktan oluşmuştur. 1.2. Aruz Ölçüsü (Aruz Vezni) Hecelerin uzun veya kısa, kapalı ya da açık oluşuna dayanan hecelerin belli bir düzene göre sıralanarak ahengin sağlandığı nazım ölçüsüne aruz ölçüsü denir. Türk edebiyatında aruzun kullanıldığı ilk örnek 11. yüzyılda Yusuf Has Hacip tarafından yazılan Kutadgu Bilig’tir. Modern Türk şiirinde Tevfik Fikret, Yahya Kemal, Ahmet Haşim ve Mehmet Âkif aruzu başarıyla kullanmışlardır. Aruz vezninde kullanılan ulamalara vasi, vezin gereği kısa hecenin uzun gibi okunmasına imale, uzun hecenin kısa gibi okunmasına zihaf, uzun hecenin olduğundan daha uzun (bir buçuk hece) okunmasına med denir. Aruz vezni bulunurken ünsüzle biten (kapalı) heceler çizgiyle, ünlüyle biten (açık) heceler noktayla gösterilir. 1.3. Serbest Ölçü hece, aruz gibi herhangi bir ölçüye bağlı kalınmayan ölçüdür. Hecelerin açık veya kapalı olmasına ya da sayılarına bakmaksızın şairin tamamen kendi üslubuna göre yazmasıdır. Serbest ölçü, Türk şiirinde 1940’lardan sonra Orhan Veli Kanık ile yaygınlaşmaya başlamıştır. Örnek Gemiler geçer rüyalarımda Allı pullu gemiler, damların üzerinden Ben zavallı Ben yıllardır denize hasret Yukarıdaki dizeler serbest tarzda, yani ölçüsüz olarak yazılmıştır. 2. Kafiye (Uyak) Dizelerin sonundaki yazılışları ve okunuşları aynı, anlamları ve görevleri farklı kelimelerin, eklerin benzerliğine kafiye (uyak) denir. Örnek Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol Bu dizelerdeki “yol” ve “kol” sözcüklerinde “-ol” sesleri benzerdir. Dize sonundaki bu iki ses benzerliği kafiyeyi oluşturmuştur. “Yarım, tam, zengin ve cinaslı” olmak üzere dört kafiye türü vardır. Kafiye (Uyak) Çeşitleri 2.1. Yarım Kafiye (Yarım Uyak) Dize sonlarında bulunan sözcüklerdeki tek ses benzerliğine yarım uyak denir. Örnek » Ve deniz aynı deniz O gülüşten eser yok yalnız Yukarıdaki dizelerde bulunan “deniz” ve “yalnız” sözcüklerindeki ortak ses “-z” dir. Dize sonundaki bu bir ses benzerliği yarım kafiyeyi oluşturur. » Ben çektiğim kimler çeker Gözlerim kanlı yaş döker Yukarıdaki dizelerde bulunan “çeker” ve “döker” sözcüklerinin sonundaki “-er” sesleri iki sözcükte de aynı görev ve anlamda kullanıldıkları için “redif“tir. “-er” sesi dışındaki ortak olan “-k” sesi ise “yarım uyak”tır. 2.2. Tam Kafiye (Tam Uyak) Dize sonlarında bulunan sözcüklerdeki iki ses benzerliğine tam uyak denir. Örnek » Söğüt giz fısıldar sayıklar meşe Ayık düş görür her bucak, her köşe Yukarıdaki dizelerde “meşe” ve “köşe” sözcüklerinde iki ses benzerliği vardır: “-şe” Bu iki ses benzerliği tam kafiyeyi oluşturmuştur. 2.3. Zengin Kafiye (Zengin Uyak) Dize sonlarında bulunan sözcüklerdeki üç veya daha fazla ses benzerliğine zengin uyak denir. Örnek » Ne hoştur kırlarda yazın uyumak Bulutlar ufukta beyaz bir yumak Yukarıdaki dizelerde bulunan “uyumak” ve “yumak” sözcüklerinde “umak” dört ses benzerliği vardır. Bu da zengin kafiyeyi oluşturmuştur. |
|
|
Please Log in or Create an account to join the conversation. |
