Bağıtlı edebiyat (Fransızca litterature engagee), angaje edebiyat olarak da bilinir, II. Dünya Savaşı’nı izleyen dönemde Fran*sız varoluşçularının, özellikle de Jean Paul Sartre’ın, sanatçının topluma karşı ciddi bir sorumluluk taşıdığı düşüncesini yeniden gündeme getirmesiyle yaygınlık kazanan edebiyat anlayışıdır. Varoluşçuluğun temel il*kelerinden birinin sanata uygulanmasıyla ortaya çıkmıştır: İnsan kendisini, bilinçli olarak bağlandığı istemli eylemiyle tanım*lar. Bu tavır “sanat için sanat” ilkesine ve okurlarından çok, mesleğine karşı sorumlu*luk duyan “burjuva” yazara karşı bir tepki*dir.
Les Temps Modernes (1945) dergisinin bağıtlı edebiyat üzerine bir inceleme niteli*ğindeki sunuş yazısında Sartre, Proust’u kendine dönük olduğu için yerer; Flaubert’den ise parasal olanaktan ile kendini sanatta kusursuzluğa adayabilen “yetenekli bir rantiye” diye söz eder. Bağıtlılık, belirli sorunlar karşısında “tavır almak”tan çok, özgürce yapılan seçimleri toplumsal amaçlara uyarlama sorumlulu*ğuyla ilgili bireysel ve ahlaksal bir meydan okuma olarak anlaşılmıştır.