Anlamları birbirine karşıt olan kavramları bildiren sözcüklerdir. Birbirine karşıt yargılar verilirken karşıt anlamlı sözcüklerden yararlanılır. Bu açıklamadan şu anlam çıkar. Karşıtlığın oluşabilmesi için, sözcüklerin uç noktalarda bulunma zorunluluğu vardır.
Sözgelimi “yaşam – ölüm” iki uç noktada bulunduğu için karşıt anlamlıyken “zayıf – dolgun” yaklaşık karşılığı gösterir ve uzak anlamlı olarak kabul edilir. Örnek :
Gülmek – ağlamak / Dar – geniş / Er – geç / Alçak – yüksek / Sert – yumuşak
UYARI
Bir sözcüğün olumsuz kullanılmış şekli onun karşıt anlamını oluşturmaz. Sözgelimi “oturmak” sözcüğünün karşıtı “oturmamak” değil “kalmak” tır. Bir sözcüğün karşıt anlamlısını o sözcüğün cümle içinde kazandığı anlam belirler.
“zor – kolay”
Midesinden zoru var. (Bu cümlede “kolay” ın karşıtı değildir.)
Bu ders oldukça zormuş. (Bu cümlede “kolay”ın karşıtıdır.)
Karşıt anlamlılık ilişkisi “ad, sıfat, zarf ve eylem” türündeki sözcükler arasında olabilir.
Övmek - Yermek
Çekmek - İtmek
Saldırı - Savunma
Soyut - Somut
Sığ - Derin
Suçlu - Masum
Çabuk - Yavaş
Tekil - Çoğul
Düzenli - Dağınık
Parlak - Mat
Üretim - Tüketim
Eksik - Fazla
Geçmiş - Gelecek
Yapıcı - Yıkıcı
Esaret - Özgürlük
Uzun - Kısa
Mutlu - Mutsuz
Neşeli - Üzüntülü
Kuzey - Güney
Özgürlük - Tutsaksık