Kuşatmanın otuzuncu günüydü. Sabırlar yavaş yavaş kaybolmaya başlamıştır. Macar Urban özel yapımı silahlarla Bizans’ın Sur ‘larını dövdükçe dövüyor. Ancak Bizans Sur’ları yıkılmıyordu. İmporator Konstantin Osmanlı ordusuna casuslarını yani Güzel kızları gönderip savaşı kazanmayı amaçlıyordu. Fakat Türk askeri bu numaraları yemiyor.Ama bir türlü şehir düşmüyor.Savaş çok uzamış ve daha uzaması muhtemeldir.
Fatih Sultan Mehmet öfkelenerek askerlere:
“Kim Dikecek Bizans Sur ‘larına Bayrağı” diyor.
Daha da Haykırarak :”Beni bu Kral Konstantin ‘e güldürecek misin ? İçinizde bir Delikanlı yok mu?”diyor.
Bunun üzerine Ordunun arasından uzun boylu,geniş omuzlu , pala bıyıklı civan mert bir delikanlı çıkıyor.Bir elinde kılıcı bir elinde Türk Bayrağı gövde üstünde gövde, taş üstünde taş bırakmadan çalıyor kılıcı.Üzerine gelen Okları bir galete gibi kırıyor ve arkasına dönüyor.”Vücuduna kırk ‘dan fazla Ok yemeyen bizden değildir” Uulbatlı Hasan Harekatını başlatıyorum diyor. Ulubatlı hasan çok yaralanıyor ve kan oluk oluk akıyor. Ama bu kadar olumsuzluklara rağmen Bizans Sur ‘larına Bayrağa dikiyor.Ve İstanbul fetih ediliyor. Ulubatlı bir an kendini büyük görerek “ben neymişim” diyor. Olayın akabinde ve detayında acemi bir Bizans askerinin attığı dandik ok sonucunda Şehadet Şerbetini içiyor.
Bir rivayete göre;
Ulubatlı Hasan kırktan fazla ok yiyip, burclara bayrağı dikene kadar gariban bir Ulubatlıdır. Bayrağı diktikten sonra “Ben” deyip gururlanmıştır ve ölen Hasan ‘dır. Ulubatlı hala yaşıyor…