Welcome, Guest
Username: Password: Remember me
  • Page:
  • 1

TOPIC:

18 Mart Çanakkale Zaferi Yazıları 9 years 10 months ago #1345

  • pargali78
  • pargali78's Avatar Topic Author
  • Offline
  • Elite Member
  • Elite Member
  • Posts: 500
  • Karma: 1
  • Thank you received: 1
ÇANAKKALE ZAFERİ (18 Mart)
ANA HATLARIYLA ÇANAKKALE SAVAŞI
Birinci Dünya Savaşı 'başlangıcında, Çanakkale Boğazı'ndan geçen yol büyük bir önem kazanmıştı. Boğaz ele geçirilebilirse Rusya, Dünya -kaynaklarından ve müttefiklerin yardımlarından yararlanabilecekti. Alman bloğuna güneyden yapılacak bir saldırıyla savaşın kısa sürede sonuçlandırılması sağlanabilecekti. İtilâf devletleri bu durum üstünlüğünü sağlayabilmek için başlattıkları girişimin ilk aşamasını oluşturan Boğaz Savaşı, Amiral Carden komutasında çok güçlü bir donanmanın saldırısı şeklinde oldu.
İngiliz, Fransız savaş ve destek gemilerinden oluşan bu deniz gücü, 19 Şubat 1915'ten itibaren bir hafta süreyle Boğaz girişini şiddetli bombardıman altına aldı. Bundan sonra mayınların temizlenmesi ve beraberinde bombardımanlara devam edilmesi uygun bulundu. 17 Mart'ta Amiral Carden'den komutayı devralan Amiral De Robek, Londra'dan saldırıya geçine emri aldı.
18 Mart sabahı Boğaz'dan içeri girerek sonuçtan emin bir .şekilde ilerleyen donanma, çok geçmeden bütün tahminleri altüst eden bîr direnişle karşılaştı.
Kıyıdaki toprak tabyaların, eski topların küçümsenen gücü, Türk'ün yurt savunması kararlılığı ile 'birleşmiş, savaş gemilerinin Önünde aşılması mümkün olmayan, çelik bir duvar haline gelivermişti. Amiral De Robek'in bütün çabalarına rağmen tam bir yenilgiye uğrayan donanma saat: 17.00'de çekilme emri aldı. Geride zafer yerine batan gemi enkazlarını bırakarak geri dönüş yaptı.
Böylece 18 Mart 1915 günü saat: 17.45'te sona eren Boğaz Savaşı şu gerçeği kanıtladı: "ÇANAKKALE GEÇİLMEZ!" Mehmetçiğin zaferi ile noktalanan bu olay tarihteki onurlu, yerini aldı.

İTİLÂF DEVLETLERİNİN KARAYA ASKER ÇIKARMASI
18 Mart bozgunundan sonra düşmanlar, karaya asker çıkararak 'kıyıları ele geçirmekle amaçlarına ulaşabileceklerini sandılar. Bu amaçla yeni ibir plân hazırladılar. Bunun için Orgeneral Hamilton komutasında ilki İngiliz, bir Fransız tümeni ile Avustralya ve Yeni Zellanda birliklerinden oluşan bir kolordu hazırladılar.
Boğaz'ın ibir düşman çıkartmasına karşı savunulması görevi 5. Ordu Komutanı Alman generali Liman Von Senders komutasındaki birliklerdeydi. Ordu komutanı düşmanın nerelerden çıkartma yapabileceğini doğru tahmin edemediğinden 25 Nisan sabahı karaya ayak basan düşman birlikleri karşılarında zayıf birlikler buldu. Savunma iyi plânlanmıştı.. Yine de 26. alayımızın iki taburu düşmanı karşılayarak akşama kadar direndi. Bu birliklerimiz, mangalarının, talkımlarının tümüyle şehit olması pahasına destanlar yaratan çarpışmalarla düşmana geçit vermediler.
Arıburun'a ilk kademe olarak çıkan Avustralya tümeni savaş gemilerinin şiddetli ateş desteği altında tümüyle şehit düşen erlerinin cesetlerini aşarak Conk Bayırı'na doğru ilerledi. Bigalı Bölgesinde ordu yedeği olarak bulunan 19. Tümenin Komutanı Yarbay Mustafa Kemal, sabahın erken saatlerinde başlayan top sesleri üzerine ilk iş olarak tümenine silah başı ettirmiş ve durumu öğrenmek için cepheyle ilişki kurmuştur.
Ordudan emir almadan hareket etmemesi (bildirilen Mustafa Kemal sorumluluğu üstlenerek harekete geçti. Birliklerinden bir kısmının başına geçerek Conk Bayırı doğrultusunda ilerledi
Mustafa Kemal'in birlikleriyle düşman arasında çok şiddetli çarpışmalar oldu. Burada Mustafa Kemal askerlerine: "Ben sizlere taarruz değil, ölmeyi emrediyorum!" tarihi emrini verdi. Böylece düşmanı kıyıdaki kayalıklara kadar geri attı. Bu başarısı Mustafa Kemal'i Anafartalar Kahramanı olarak Türk'ün bahtına doğacak güneşin ilk müjdecisi olduğu izlenimiyle ünlendirdi.
Düşman birlikleri, kıyıda yiğitçe savunma yapan Türk birliklerini bir türlü aşamıyor, İngiltere'den tümen tümen yeni birlikler getiriyorlardı. Çarpışmalar aylardır devam ediyor, düşmanlar Türk direnişini bir türlü kıramıyorlardı. General Hamilton aldığı yeni takviye birliklerle Anafartalar grubu karcısında daha üstün bir kuvvet toplayarak 21 Ağustos'ta yeniden saldırıya geçti. Fakat bu saldırıyla da amaçlarına ulaşamadılar. Türk askerlerini aşamadılar ve geri püskürtüldüler. Çünkü karşılarında Anafartalar Grubu Komutam Mustafa Kemal ve Mehmetçik gibi yiğit askerler bulunuyordu. Yaptıkları ayrıntılı durum değerlendirmesinden sonra Gelibolu Yarımadası'nı boşaltmak kararına vardılar. 9 Ocak 1916 tarihinde ada tamamıyla boşaltılmış oldu. Bu büyük tarihsel olay da Türk'ün zaferiyle sonuçlandı.
Atatürk Çanakkale Zaferi sonrasında şöyle diyordu :
"Bu Türk askerindeki ruh kuvvetim gösteren şayanı hayret ve tebrik bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale Muharebesini kazandıran bu yüksek ruhtur!"

ÇANAKKALE ZAFERİNİN DEĞERLENDİRMESİ
Türk Ulusunun bu büyük zaferi, Türk Silahlı Kuvvetleri'ni daha da yücelterek Türkün azmini ve cesaretini dünyaya duyurmuştur. Zamanın zor ve kısıtlı şartları içinde düşmanla çok üstün silahlarına cesaret ve inançla karşı koyan şehit ve gazilerimiz Türk gücüne karşı durulamayacağını bir kez daha kanıtlamışlardır.
18 Mart 1915'te: "Anadolu Türktür, Türk kalacaktır. Çanakkale geçilmez!" diye hay kırarak bunu dünyaya kanıtlayan yiğit Mehmetçiklerimizin kahramanlıkları savaştıkları düşmanı bile hayran bırakmıştır.
Çanakkale Savaşları'nda Türk Ordusu, Avrupalı, Asyalı, Afrikalı, Avustralya ve Yeni Zellandalı güçlere karşı kahramanca döğüşmüş, Çanakkale Boğazını geçerek Türk vatanım istila etmek için zorlayan (kendisinden kat kat üstün kuvvetleri durdurmayı başarmıştır.
Sekiz buçuk ay süren Çanakkale Savaşlarında, Seddülbahir'de, Arıburun'da, Kumkale'de, Anafartalar'da 250.000'in üzerinde kayıp vermiştir. Yaklaşık olarak her Türk ocağında bir Çanakkale şehidi vardır.
Çanakkale Savaşları'yla Türkün yüce gücünü anlamak istemeyenler, yeni bir denemeye giriştiler. Fakat burada da başarısızlığa uğradılar. Çanakkale Zaferi Türk Silahlı Kuvvetleri'nin tarihteki en büyük başarılarındandır. Bu, ulusumuzun yaşamaya kararlı olduğunu, özgür yaşamaya verdiği önemin, en güzel kanıtıdır. Mehmetçiğin kanlarıyla yazdığı özgürlük destanıdır.

ÇANAKKALE'DEN CUMHURİYETE
— Bir konuşma yazısı —
Türk ordusunun (kazandığı zaferlerin hepsi de kendi şartları içinde ayrı ayrı önem taşımaktadır. Bizi ayakta tutan, bugünlere ulaştıran, çağlardır kazandığımız zaferler değil midir? Askerlik bizim en belirgin niteliklerimizdendir. Bu, gerektiğinde itirazı olanlara zorla kabul ettirilmiştir.
Zaferler, olumlu, yararlı ve onur verici bir sonuç olmanın yanında bir başlangıç da sayılır.
Çanakkale'de yapılan çetin savaşlar sonunda kazanılan zafer ayrıca incelenmesi gereken mutlu bir sonun başlangıcıdır.
Çağın en modern ve ileri teknolojisiyle donatılmış olan güçlü düşman donanmasının kıyıya ateşlediği top mermilerinin düştüğü yerden bir Mustafa Kemal fışkırmıştır. Evet, bu büyük asker rütbesinin çok çok üstündeki birliklere başarıyla komuta ederek, bir anlamda Çanakkale'de doğmuştur. Milletimiz bu büyük insanı ilk kez Anafartalar'daki başarısıyla, güvenilirliği ile tanıma şansını yakalamıştır.
Çanakkale Savaşları, Mustafa Kemal'e de büyük yararlık sağlamış, birliklerinde çarpışan Mehmetçiklerin yiğitliğine,cesaretine, başarı ve inancına çok yakından tanık olmuştur.. Bu savaşlar Mustafa Kemal'in Anadolu insanıyla kucaklaştığı, kaynaştığı yerdir.
Çanakkale'de yenilen düşman, Mondros Mütaretkesi'nden sonra (kovulduğu bu topraklara yine işgalci zihniyetle dönmüştür. İşgal kuvvetleri Anadolu'da Çanakkale'de kurmay yarbay olarak tanıdıkları Mustafa Kemal'i bu kez karşılarında, halkıyla bütünleşmiş, kaynaşmış bir başkomutan olarak buldular. Çanakkale Savaşları'mn Türkiye'nin geleceği açısından doğurduğu sonuç Mustafa Kemal gerçeğidir.
Ulusumuzun bağrından yetişen bu büyük önder, ilk kez Çanakkale siperlerinde parlamış, ulusun güvenini kazanmış, ümidi olmuştur. Adım adım ilerleyerek milletimizi önce Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin birliğinde toplamış, düşmanı İzmir'de denize dökünce tek kurtarıcı olarak kendini kanıtlamıştır. Türk Milleti Çanakkale'den Mustafa Kemal'le birlikte çıktığı yolu, sonuna kadar O'nun izinden giderek bütünlemiş, sonuçta lâyıik olduğu Cumhuriyet yönetimine ulaşmıştır. Çanakkale'de askerlerine: "Ben size taarruz emretmiyorum! Ölmeyi emrediyorum!" diyen güçlü ses, 29 Ekim 1923'te TBMM kürsüsünden şöyle yankılanmıştır: "Türkiye Devletinin yönetim şekli Cumhuriyettir!"

Please Log in or Create an account to join the conversation.

  • Page:
  • 1
Time to create page: 0.512 seconds

NDK Hoş Geldin